Yükleniyor Etkinlikler

İKİNCİ AŞAMA / FANG SONG GONG / Bedenin ve Zihnin Gevşemesi / İSTANBUL

Eğitmen: CEM ŞEN

Zihnimizin tıpkı su gibi olması gerekir. Su dağlarda özgürce aktığı sürece temiz ve berraktır. Su yalnızca durgunlaştığında bozulur, kirlenir ve saflığını yitirir. Tıpkı su gibi, zihnimiz de yanlış anlamalardan kaynaklı endişelere, kuruntulara kapıldığında akış halini yitirir, kısıtlanır ve hem bedenimizi hem de ruhumuzu hastalandırmaya başlar.

Zihin akışını yitirdiğinde Qi, yani yaşamsal enerji de akmayı durdurur. Bu durgunlaşma hali bedenimizde ağrı, organlarımızda işlev bozukluğu, fiziksel hastalık, olumsuz duygusal haller ve mutsuzluğa sebep olur. Durgunluk artıp da “blokaja” dönüştüğünde ise geri döndürülmesi ya da iyileştirilmesi çok güçolan kanser, kalp hastalıkları, felç, ağır psikolojik bozukluklar gibi sorunlar yaratılmaya başlar.
Bütün bunların sebebi zihinde ve bedende oluşan kronik strestir.

İçinde bulunduğumuz günlük gerçeklik, bilincimizin bir bölümü tarafından ve kısıtlı olarak algılanabilmektedir. Gerçeğin bu şekilde kısıtlanması, günlük hayat içinde bir amaç doğrultusunda hareket edebilmemizi sağlar. Bu kısıtlama bilincimizin bir bölümü tarafından yapılmaktadır. Bilincimizin ya da ruhumuzun bu bölümü, Taocular tarafından Hun olarak adlandırılmakta, Budist edebiyatta ise Maymun Zihni olarak bilinmektedir.

Maymun zihni, ruhumuzun daha büyük bölümü olan (ve eğitimlerimizin 5. Aşamasında üzerinde çalışacağımız) Shen ya da mutlak zihnimiz (ruhumuz) gibi her şeyi bilme gücüne sahip değildir. Maymun zihni, içinde bulunduğumuz gerçekliği yalnızca duyularımız, duygularımız ve düşüncelerimiz aracılığı ile bilebilir: çünkü bu zihin bedenimizle var olur ve bedenimizle yok olur. İşte ölümden ve yok olmaktan korkan zihnimiz bu zihnimizdir. Oysa hakikatte asla yok olamayız. Kendimizi her şeyden ayrı, kopuk, yapayalnız ve korku içinde hissetmemize neden olan da bu zihindir.

Bilincimizin bu bölümü, dışarıdan gelen uyarıcıları ya da düşüncelerimizi hatalı yorumladığında (ki hatalı yorumlamaya eğilimlidir) ortaya STRES olarak adlandırılan durum çıkar. Stres yalnızca yaşamsal enerjimizi emip, yaşamsal koşullarımızı daha da kötüye götürmekle kalmaz aynı zamanda her tür hastalığa ve zihnimizin bozulmasına da zemin hazırlar.

Stres denetlenmediği sürece, sağlığın düzelmesi, yaşamsal enerjinin artması ve “mutluluk” olarak adlandırılan varoluş durumuna ulaşması olanaksızdır. Bu sebeple eğitimlerimizin 2.Aşamasında ilk olarak Hun’un denetimini ele geçirmeyi ve onu yönetmeyi öğreneceğiz.