Loading...
Yazılar2018-08-01T15:42:18+00:00

Blog Yazıları

Ekonomik sorunlara ESKİ bir bakış

Bir süredir kötü giden ekonomi sebebiyle zor durumda olan pek çok arkadaşım bana e-posta yollayarak ya da arayarak kendi durumları ile ilgili fikrimi soruyorlar. Özetle onlara ne diyorum? 1. Önce eskiyi bırakın: İlk olarak şunu anlamak lazım ki içinde bulunduğumuz yeni zorlu durumlar eski alışkanlıklarla yönetilemez. Çoğu insan özellikle de her şey iyiymiş gibiyken...

By |Ağustos 30th, 2018|Kategori: Cemşen yazıları|Tags: , , |0 Comments

YAPMAMAK

Öğrencilerim, özellikle de yeni başlayan öğrencilerim kendilerine “yapmaları” için bir şeyler vermemi [...]

By |Ocak 17th, 2018|Kategori: Yazılar|YAPMAMAK için yorumlar kapalı

Facebook Paylaşımları

2 weeks ago

Cem Şen

My Dear Students are honoring me and our school.

Değerli öğrencilerim beni ve okulumuzu onurlandırdılar.

youtu.be/IDQu2VyPDesStudents of Cem Sen, A Qigong and Meditation teacher, are tested with their abilities to control over thunder inside, a combined yin-yang energy perceived as...
... See MoreSee Less

Video image

 

Comment on Facebook

1 month ago

Cem Şen

Kendi mükemmel dünyamızı yaratmak

Eğer mükemmel bir dünyada yaşıyor olsaydık insanlar birbirleriyle kardeş olurdu. İnsanlar birbirlerine anlayış gösterir, birbirlerinin haklarına saygı duyarlardı. Eğer mükemmel bir dünyada yaşıyor olsaydık paraya ihtiyaç olmazdı. Para kazanma derdimiz kalmadığı için işlerimiz çok daha verimli, çok daha mükemmel olurdu. Yaptıklarımızı sadece büyümek, gelişmek, evrimleşmek için yapar, daha doğrusu bu amaçla bile yapmazdık ama yaptıklarımız bu şekilde sonuçlanırdı. Eğer mükemmel bir dünyada yaşıyor olsaydık çocuklarımızın geleceği için endişelenmek zorunda kalmazdık.

Bu sözleri hayatım boyunca duydum. Bu sözleri hayatım boyunca sarfettim. Mükemmel bir sığınmadır mükemmel bir dünyada yaşamıyor olmak. Sorumluluğu kendi dışımıza atmak, kendi yetersizliğimiz ve mutsuzluklarımız için dünyayı suçlamak kesinlikle hiçbir işe yaramayan ama yine de en çok başvurduğumuz yöntemdir. Derslerime gelen öğrenciler ilk seneki hazırlık eğitimlerini bitirip de Kalp Yolu’na başladıklarında onlarda en çok gördüğüm şey yakınmadır. İnsanlar yakınır. Bitmek bilmeyen bir yakınma ile yaşarlar. Yakınır, yakınır ve yakınırlar... Ben de yakınır, yakınır ve yakınırdım. “Kalbim kırıldı,” derdim. “Hayal kırıklığına uğradım,” derdim. “Hakkım yendi; değerim anlaşılmadı; yanlış anlaşıldım; çabam taktir edilmedi; insanlar dış görünüşe aldırıyor; herkes çıkar peşinde hareket ediyor,” derdim. Öğrencilerim de benzer şekilde yakınırlar.

Derken Kalp Yolu eğitiminin ilk senesini tamamladıklarında fark ederler ki yakınmaları azalmış. Niçin? Bu bir senede dünyanın mükemmel olmadığını, olamayacağını, böyle bir şeyin var oluşun kurallarına aykırı olduğunu anlarlar. Dünya mükemmel olamaz. Dünya mükemmel olamaz ama bu haliyle mükemmeldir. Bunu fark ettiklerinde bir başka gerçeği daha anlarlar: Dünya mükemmel değildir ve tam olarak bu sebeple bizim kendi mükemmel dünyamızı yaratmamız gerekir!

Bu anlayış öğrencinin zihninde ve hayatında kelimenin gerçek anlamında bir kuantum sıçraması yaratır. Bu, kader yerine özgür iradeyi seçmek, homo faber’e yani kendi kaderini tayin eden insana dönüşmektir. Yıllar süren zorlu çabaların ve dünyadaki sayılı büyük ustanın yardımıyla paranormal kabul edilebilecek ufak tefek şeyler yapabilen birisi olarak kesinlikle ama kesinlikle bu tür becerilerin önemli olmadığını söyleyebilirim. Gerçek mucize bedeninizde ürettiğiniz 1000 volt ya da 10000 volt gücünde elektriğe eş değer enerji değildir; ufak tefek maddeleri onlara dokunmadan hareket ettirebilmek değildir; bedeninizdeki qi enerjisini kullanarak ateş yakabilmek ya da karşınızdaki insanın bedenindeki kanalları enerjiniz ile açmak ya da bir saldırganın bedenindeki enerji kanallarını tıkayabilmek değildir. Bana göre gerçek mucize kendi mükemmel dünyanızı yaratabilme gücünüzü ele geçirebilmektir. Geri kalan tüm güçler tıpkı eşyalarınız ya da para gibidir. Onları beraberinizde götüremez, onlara gerçekten sahip olamazsınız. Sahip olabileceğiniz tek şey, sizinle gelebilecek olan tek şey doğru ya da yanlış anlayışınızdır.

İşte bu sebeple ekonomik koşullar kötüleştiğinde, sağlıkları bozulduğunda, başlarına bir felaket geldiğinde ya da hayatlarına büyük bir talih dokunduğunda Kalp Yolu öğrencilerimden her zaman, neredeyse istisnasız aynı şeyi duyarım: “Şükrediyorum ki böyle bir eğitimden geçiyorum. Eskiden olsa bu talihsizlikle... bu talihle... karşılaşsam asla bu kadar sakin, bu kadar korkusuz, bu kadar erdemli tepkiler veremezdim.” Böyledir. Dünya mükemmel değildir ama doğru bir anlayış ve doğru çabalarla kendi mükemmel dünyanızı yaratabilirsiniz. Suyun üzerinde yürümek mucize olarak adlandırılabilir ama her gerçek insan asıl mucizenin kendi mükemmel dünyamızı yaratabilmek olduğunu bilir.

Kendi mükemmel dünyamızı nasıl yaratabiliriz? Bunun kesinlikle ama kesinlikle tek yolu vardır: İlk olarak zihnimizi, olanı olduğunu gibi görebilecek şekilde eğitmek ve ardından zihnimizi, olan ile doğru iletişim kuracak şekilde geliştirmek. Bunun içinse zaten bu yolu yürümüş olan ve halen yürümekte olan insanlarla bir arada olmak, onlardan öğrenmek ya da onlarla öğrenmek gerekir. Dünyamızda kimlere yer verdiğimiz dünyamızın nasıl bir yere dönüşeceğini belirler. Eğer dünyanıza açgözlü, öfkeli, yanlış anlayan, sürekli yakınan, kıskanç, mutsuz ve huzursuz insanlarla doldurursanız bilmelisiniz ki dünyanız mükemmel olamayacaktır. Mükemmel bir dünya yaratmak istiyorsanız soylu insanlarla birlikte olmalısınız. Bu sebeple kendi mükemmel dünyanızı yaratmanın ilk adımının kendi mükemmel dünyalarını yaratmakla meşgul, soylu insanlara yaklaşmak olduğunu anlamalısınız. Eğer bu ilk adımı atarsanız diğer adımlar kendiliklerinden gelecektir.

NOT: Kendi mükemmel dünyamızı yaratmak için gerekli olan adımları bir başka yazımda açıklamaya çalışacağım. Hepinize Şangay’dan selam ve sevgilerle...
... See MoreSee Less

2 months ago

Cem Şen

Eğer bir zihin fazla düşünüyorsa ister istemez kendini olumsuz düşünceler içinde bulur. Düşünceler kısa sürede hatalar bulmaya, eleştirmeye, yargılamaya, öfkeye, kıskançlığa, çaresizliğe, pişmanlığa ve endişeye yönelir. Olumsuza odaklanan zihin gerçek çözümleri göremez hale gelir.
Farkındalık, uyanıklık ve gözlem halindeki bir zihin ise düşünce üretmez. Sakin ve alıcıdır. Bağlantıları, ilişkiler ağını ve olguların gerçekte olduğu hali görür. Uyanık bir zihine sakinlik, neşe ve huzur eşlik eder. Düşünceler olumludur, çözüme odaklıdır ve her şeyden önemlisi uyanık bir zihin, olguların gerçek doğasını görmenin tek aracı olan sezgisel bilgiye ulaşabilir.

Uyanıklığı ve farkındalığı bırakıp düşüncelerle dolu bir zihin geliştirmek, bizi mutsuzluğa ve acı çekmeye götüren kötü bir alışkanlıktır. Nasıl ki ayaklarımız var diye mükemmel koşamıyor, sesimiz var diye güzel şarkı söyleyemiyor, sırf harfleri görüyoruz diye onları okuyamıyor, iyi yemeği takdir edebiliyoruz diye mükemmel bir aşçı olamıyor, bunlar için beceri geliştirmemiz gerekiyorsa, aynı şekilde yalnızca bir zihine sahibiz diye doğru düşünüyor olmuyoruz. Doğru düşünmek, öğrenilmesi ve geliştirilmesi gereken bir beceridir. Doğru düşünce, uyanıklık ve sezgisel bilgi ile birleşince bizi Gerçek Yuvamıza götüren araca ve Yol'a dönüşür. Doğru düşünmek, sessiz, uyanık ve gözlemci bir zihnin ürünüdür.

Günümüz dünyasındaki her şey sessiz bir zihni düşman kabul eder. O sebeple mutluluk bugün, dünkünden biraz daha çaba gerektirmektedir. Zordur belki ama doğru yöntem ve doğru çaba ile mümkündür. Bu çaba, tek ânı bile boşa harcamadan şimdi yürünmeye başlanması gereken bir Yol'dur. Bu benim ve benim gibi her insanın Yol'udur.
... See MoreSee Less

Eğer bir zihin fazla düşünüyorsa ister istemez kendini olumsuz düşünceler içinde bulur. Düşünceler kısa sürede hatalar bulmaya, eleştirmeye, yargılamaya, öfkeye, kıskançlığa, çaresizliğe, pişmanlığa ve endişeye yönelir. Olumsuza odaklanan zihin gerçek çözümleri göremez hale gelir.
Farkındalık, uyanıklık ve gözlem halindeki bir zihin ise düşünce üretmez. Sakin ve alıcıdır. Bağlantıları, ilişkiler ağını ve olguların gerçekte olduğu hali görür. Uyanık bir zihine sakinlik, neşe ve huzur eşlik eder. Düşünceler olumludur, çözüme odaklıdır ve her şeyden önemlisi uyanık bir zihin, olguların gerçek doğasını görmenin tek aracı olan sezgisel bilgiye ulaşabilir.

Uyanıklığı ve farkındalığı bırakıp düşüncelerle dolu bir zihin geliştirmek, bizi mutsuzluğa ve acı çekmeye götüren kötü bir alışkanlıktır. Nasıl ki ayaklarımız var diye mükemmel koşamıyor, sesimiz var diye güzel şarkı söyleyemiyor, sırf harfleri görüyoruz diye onları okuyamıyor, iyi yemeği takdir edebiliyoruz diye mükemmel bir aşçı olamıyor, bunlar için beceri geliştirmemiz gerekiyorsa, aynı şekilde yalnızca bir zihine sahibiz diye doğru düşünüyor olmuyoruz. Doğru düşünmek, öğrenilmesi ve geliştirilmesi gereken bir beceridir. Doğru düşünce, uyanıklık ve sezgisel bilgi ile birleşince bizi Gerçek Yuvamıza götüren araca ve Yola dönüşür. Doğru düşünmek, sessiz, uyanık ve gözlemci bir zihnin ürünüdür.

Günümüz dünyasındaki her şey sessiz bir zihni düşman kabul eder. O sebeple mutluluk bugün, dünkünden biraz daha çaba gerektirmektedir. Zordur belki ama doğru yöntem ve doğru çaba ile mümkündür. Bu çaba, tek ânı bile boşa harcamadan şimdi yürünmeye başlanması gereken bir Yoldur. Bu benim ve benim gibi her insanın Yoludur.

 

Comment on Facebook

<3

<3

🙏🏻🙏🏻🙏🏻

Sağol Semacım, izninle paylaşıyorum

Velakin zor dostum zor 👌

+ View more comments

2 months ago

Cem Şen

Niçin yakınırız? Böyle sormuş bir öğrencim. Yakınırız çünkü hayatımızın bir anlamı, bir amacı, kendimizi adadığımız bir hedefi yoktur. Hayatımızda bir anlam, bir amaç, bir hedef varsa, bu hedef biz ona ulaşıncaya kadar açlıkla ona tutku duymamıza sebep oluyorsa, aşık olmak gibiyse... O zaman zorluklar ne olursa olsun yakınmaz, nefesimizi tutarak o hedefe doğru ilerleriz. Anlam ve hedef yaşamdaki görevimizi, kim olduğumuzu belirler. ... See MoreSee Less

 

Comment on Facebook

<3

Niçin yakınız diye okudum

Yakınız çünkü hayatımızın bir anlamı var ortak hedefler var.....

2 months ago

Cem Şen

Ben spiritüel değilim, pozitif düşünceci, olumlamacı, ışık savaşçısı, Budist, Sufi değilim. Ben sadece niçin ve nasıl sorularını soran ve elle tutulur, kullanılabilir, ayakları yere basan yanıtlar bulmadan rahat etmeyen bir adamım. ... See MoreSee Less

Ben spiritüel değilim, pozitif düşünceci, olumlamacı, ışık savaşçısı, Budist, Sufi değilim. Ben sadece niçin ve nasıl sorularını soran ve elle tutulur, kullanılabilir, ayakları yere basan yanıtlar bulmadan rahat etmeyen bir adamım.

 

Comment on Facebook

<3 soru sormayı unttuk o tepenin ardında ne var diye başladı ilk adım yürümek gerek yürüdügümüz yolda ardımızdan gelenlere ışık olup izler bırakmak oldu ödülümüz sormak gerek sona gelince sonun da en sonunda ne var demek

Arye Bursztyn hocanın gençliği gibisiniz.Cem Şen

Load more
Beden, enerji ve zihin gelişiminiz için
CEM ŞEN'DEN YENİ YAZI VE DUYURULARI ALMAK İSTER MİSİNİZ? 
E-posta listemize kayıt olunuz
Evet, İstiyorum
close-link